Tarih Deyince Akla Ne Gelir?
Eskişehir’de, üniversitenin kampüsünde her gün farklı insanlarla karşılaşıyorum. Kimisi çok genç, kimisi çok yaşlı… Her biri geçmişten bir şeyler taşıyor. İşte bu yüzden tarih her zaman kafamda bir şekilde beliriyor. Çoğu insan için tarih deyince akla ilk gelen şey geçmişte yaşanmış olaylar, savaşlar, imparatorluklar ve kahramanlardır. Ama bence tarih, sadece o eski fotoğraflarda ya da ders kitaplarında anlatılan şeylerden ibaret değil. Tarih deyince akla gelmesi gereken çok daha derin, çok daha kişisel bir şey var: Geçmişin bugüne nasıl şekil verdiği.
Tarih, Geçmişin Hikayesi mi, Yoksa Bir Kitap mı?
Tarih, bazen “geçmişin anlatısı” olarak tanımlanır. Ama aslında bu biraz yetersiz bir açıklama. Geçmişi, sadece olaylar ve insanlar üzerinden anlatmak, sanki büyük bir bulmacanın sadece birkaç parçasına bakmak gibi olur. Çünkü tarih, yaşanmışlıkların ardında yatan duyguları, düşünceleri ve değerleri de içerir.
Mesela, bir düşünün: İstanbul’un fethi. Herkes bunun bir zafer, bir kahramanlık hikayesi olarak anlatır. Ama bu olayın ardından ne oldu? O fetihle birlikte, sadece topraklar değil, kültürler, dinler, yaşam biçimleri de değişti. Tarih deyince akla, bu tür değişimler gelir. O yüzden tarihi bir kitap gibi okumak yerine, biraz daha film gibi izlemeye çalışmak gerek. Çünkü tarih sadece “ne oldu?” sorusunun cevabı değil, “neden oldu?” ve “nasıl oldu?” sorularının da peşine düşer.
Bir Araba Gibidir: Hem Geçmişi Hem Geleceği Taşır
Tarih deyince bir başka benzetme yapmak gerekirse, tarih bir araba gibidir. Yola çıkmadan önce bakmanız gereken bir geçmişi, bir “geçmiş yolculuğu” vardır. O yolda, hızla gidebilirsiniz ya da yavaşlayıp her bir kilometre taşını dikkatle inceleyebilirsiniz. Ama asıl önemli olan, o geçmişin sizi nereye götüreceğidir.
Evet, geçmiş önemlidir. Ama aynı zamanda tarih, sadece geçmişe ait değildir. Birçok tarihçi, tarihi “devam eden bir süreç” olarak tanımlar. Yani, bugünkü dünya, geçmişin bir yansımasıdır ve geçmişten aldığımız dersler, bizi geleceğe taşır. Tıpkı arabada olduğu gibi, direksiyon geçmişin yönlendirdiği, ama hız göstergesi, yolun sonu, geleceği gösteriyor. Tarihi anlamak, geçmişteki olayları nasıl bugüne taşıdığımızı, onları nasıl yeniden şekillendirdiğimizi anlamakla ilgilidir.
Tarih aynı zamanda bir yolculuktur. O yüzden, bir olayın ne kadar büyük ve önemli olduğu, onun geçmişte ne kadar derin etkiler bıraktığıyla değil, o olayın günümüzde ve gelecekte nasıl yankılar uyandırdığıyla da ölçülmelidir. 15 Temmuz 2016’da yaşananlar gibi, tarih bazen çok yakın zamanda bile yeniden şekillenebilir. O yüzden tarihi sadece eski bir zaman dilimi olarak görmek, yanlış olur. Gelecekten bakıldığında, geçmişe doğru bakmanın da bir anlamı vardır.
Tarihi Bir Fotoğraf Gibi Mi Görmeliyiz, Yoksa Film Gibi Mi?
Tarihe bakarken, bir fotoğraf gibi değil, bir film gibi bakmak gerek. Geçmişin kaybolmuş anlarını bir sabah kahvesiyle, bir gün batımıyla ya da günün koşuşturmasındaki bir detayla hatırlamak, o anı tekrar yaşamak gibi bir şeydir. Ancak tarih, aynı zamanda sadece geçmişin güzel yönlerinden oluşmaz. Geçmişin acı tarafları, kayıplar ve travmalar da tarihin bir parçasıdır.
Bazen bu acıları, biz geçmişin insanları gibi hissedemeyiz. Ama geçmişte yaşanan büyük felaketlerin, küçük çatışmaların ya da sıradan insanın gündelik hayatındaki zorlukların bizi nasıl etkilediğini anlamak, aslında tarih bilincini kazanmak demektir. Geçmişin acıları, bugünkü toplumların değer yargılarını şekillendirir. Bugünün dünyası, geçmişteki hataların, başarıların ve tüm insanlık deneyiminin bir birikimidir.
Bu yüzden tarih, sadece ders kitaplarından öğrendiğimiz kurallardan ibaret değildir. Tarih, bizlerin hayatını da etkileyen, evrimsel bir yolculuktur.
Tarihi Nasıl Anlamalıyız?
Tarihi anlamak için tek bir doğru yöntem yoktur. Birçok kişi tarih kitaplarında okuduğu bilgileri öylece kabul eder, ama bizler araştırmacılar olarak şunu öğreniyoruz: Her şeyin bir hikayesi vardır ve bu hikaye her zaman birkaç farklı açıdan anlatılabilir. Aynı olay farklı kişiler için farklı anlamlar taşıyabilir. Mesela bir şehrin sokaklarında yürürken, o şehrin tarihini sadece taşlardan, binalardan ya da eski haritalardan değil, o sokaklarda yürüyen insanlardan da öğrenirsiniz. Birinin anıları, bir başka kişinin yaşadıkları, o şehri anlamanın önemli bir parçasıdır.
Tarih deyince akla ne gelir sorusunun cevabı aslında çok geniştir. O yüzden tarih, sadece geçmişe dair bir araştırma değil, aynı zamanda bugün ve gelecekle de ilişkilendirilen bir bilim dalıdır. Hem geçmişi hem de bugünümüzü anlamak, daha bilinçli bir geleceğe adım atmamıza yardımcı olur.
Ve bu noktada şunu hatırlamak gerekir: Tarih sadece “ne oldu?” sorusunu değil, “biz neredeyiz?” ve “nereye gidiyoruz?” sorularını da sormamıza olanak tanır.