Kayseri’de Soğuk Bir Akşam ve İçime Çöken Sessizlik
Kayseri’nin kışı başka bir şey. Bunu burada yaşayan herkes bilir ama ben yine de her yıl sanki ilk kez karşılaşıyormuşum gibi şaşırırım. O gün de öyle bir gündü. Dışarıda rüzgâr, apartmanın arasından geçerken ıslık çalar gibi uğulduyordu. Eve geldiğimde ellerim uyuşmuştu, anahtarı kapıya sokarken bile titriyordum. 25 yaşındayım ama bazı akşamlar kendimi hâlâ küçük bir çocuk gibi hissediyorum; sanki biri gelip “her şey yoluna girecek” demese hiçbir şey düzelmeyecekmiş gibi.
Kapıyı açtığımda beni karşılayan şey sessizlikti. O sessizlik ki bazen insanın içine daha çok işler. İçeri adım attım, montumu çıkarmadım bile. Çünkü biliyordum… yine o sorun vardı.
Kombi çalışıyordu ama ev ısınmamıştı.
O an içimde hafif bir hayal kırıklığı yükseldi. Küçük şeylere bu kadar takılmamalıyım belki ama insan yalnız yaşayınca her şey biraz daha büyüyor. Duvarlar bile konuşur hale geliyor. O an kendime sorduğum ilk şey şuydu: “Kombi normalde kaç olmalı?”
Sanki bu sorunun cevabını bilsem her şey düzelecekmiş gibi.
Kombinin sessizliği ve içimde büyüyen endişe
Mutfaktan salona geçtim. Kombiye baktım. Dijital ekranda sayılar vardı ama bana hiçbir şey ifade etmiyordu o an. 40 mı, 50 mi, 60 mı… Hepsi birbirine karışmıştı. Sanki hayatımın bir parçası değil de başka bir dil gibiydi.
Ellerimi kalorifer peteğine koydum. Soğuktu.
İşte o an içimdeki küçük umut kırıldı. Çünkü insan bazı şeyleri dokunarak anlar. Rakamlar yalan söylemez belki ama hisler hiç yalan söylemez.
Telefonumu açtım. Arama çubuğuna yazdım:
“Kombi normalde kaç olmalı?”
Parmaklarım donmuş gibiydi. Sadece teknik bir bilgi arıyordum ama aslında aradığım şey başka bir şeydi. Güvende olmak. Kontrol hissi. Belki de hayatımda ilk defa “bir şeyleri düzgün yapıyor muyum?” sorusuna cevap arıyordum.
Soğuk bir evin içindeki düşünceler
Kendi kendime mırıldandım:
“Bu kadar zor olmamalı ya…”
Ama hayat bazen en basit şeyleri bile zorlaştırıyor. Kombi çalışıyor ama ev ısınmıyorsa insan kendini eksik hissediyor. Sanki bir şeyleri yanlış yapmışım gibi. Sanki yetişkin olmanın bir sınavı var da ben o soruyu boş bırakmışım gibi.
Balkona çıktım. Dışarısı buz gibiydi. Nefesim havada küçük bir bulut gibi dağıldı. Kayseri’nin soğuğu insana kendini hatırlatır. “Buradasın” der. Kaçamazsın.
İçeri döndüm. Kombiye tekrar baktım. O küçük ekranın önünde uzun süre durdum. Sanki bana konuşacakmış gibi hissettim.
Geçmişten gelen sıcaklık ve bugünün soğuğu
Bir an aklıma annem geldi. Çocukken evin sıcaklığıyla ilgili hiçbir şey düşünmezdik. Ev hep sıcaktı. Kombi diye bir kelime bile hayatımızın merkezinde değildi. Sadece “üşüme, hasta olma” vardı.
Şimdi ise tek başıma bir evde, o küçük cihazın başında durup “kombi normalde kaç olmalı” diye düşünüyordum.
Hayat garipti.
Bir yandan büyümek özgürlük gibi hissettiriyor ama diğer yandan en basit şeylerde bile insanı yalnız bırakıyor. Annem olsa bir telefonla her şeyi çözerdi belki. “Oğlum 50 derece yap” derdi. Bu kadar basit olurdu.
Ama şimdi ben vardım. Ve ben bilmiyordum.
Bu bilgisizlik bile insanın içine hafif bir kırılma bırakıyor.
Isı, sayı ve insanın iç dengesi
İlginizi Çekebilecek İçerik: Kombi neden sık sık su eksiltir ?
O gece kombinin ayarını kurcalarken aslında sadece sıcaklığı değil, kendi iç dengemi de kurcalıyordum. 40 derece yaptım, az geldi. 55 yaptım, biraz daha iyi oldu. Ama hâlâ içimde bir eksiklik vardı.
Sanki mesele sadece sıcaklık değildi.
Evin ısınmasıyla birlikte insanın içi de ısınmalıydı ama olmuyordu.
O an fark ettim ki “kombi kaç derece olmalı” sorusu aslında teknik bir soru değil. Bir düzen arayışıydı. Bir kontrol hissi. Bir “her şey yolunda” onayı.
Ama hiçbir derece insanın içindeki o boşluğu tam doldurmuyor.
Gece ilerledikçe büyüyen sessizlik
Saat ilerliyordu. Dışarıdaki rüzgâr daha da sertleşmişti. Camın kenarlarından ince bir uğultu geliyordu. Oturdum. Battaniyeye sarıldım.
Telefon ekranında hâlâ aynı cümle duruyordu: “Kombi normalde kaç olmalı?”
Cevaplar vardı. 50-60 derece idealdi diyenler, 45 yeter diyenler, eve göre değişir diyenler…
Ama hiçbir cevap bana net bir şey hissettirmiyordu.
Çünkü aslında ben dereceyi değil, içimdeki belirsizliği çözmeye çalışıyordum.
O an kendime itiraf ettim: korkuyordum. Küçük şeylerin bile üstesinden gelememekten korkuyordum. Yetişkin olmanın bu kadar sessiz bir sorumluluk olduğunu kimse söylememişti bana.
Bir cihazdan daha fazlası: kontrol etme ihtiyacı
Kombiye tekrar kalktım. Elimi üzerine koydum. Hafif bir sıcaklık vardı artık. Ama içim hâlâ tam olarak ısınmamıştı.
“Demek bu kadar basitmiş,” dedim kendi kendime. “Bir ayar.”
Ama hayatın kendisi böyle değildi.
O gece öğrendiğim şey şuydu: insan sadece sıcaklık aramaz. İnsan, düzen arar. Güvence arar. Bir şeylerin “normal” olduğunu bilmek ister.
Ve ben o gece en çok “normal” kelimesine tutunmuştum.
Kombi normalde kaç olmalı?
Bu soru sadece evin ısısını değil, hayatımın ne kadar yolunda olduğunu da ölçüyordu sanki.
Küçük bir çözümün getirdiği büyük rahatlama
Sabaha doğru ev biraz daha ısınmıştı. Belki kombiyi doğru ayara getirmiştim, belki de alışmıştım. Bilmiyorum.
Ama içimde tuhaf bir sakinlik vardı.
Küçük bir şey çözülmüştü. Belki sadece teknik bir şeydi ama bana büyük gelmişti.
Pencereden dışarı baktım. Sabahın ilk ışıkları Kayseri’nin soğuğuna dokunuyordu. Her şey hâlâ soğuktu ama artık ben o soğuğun içinde kaybolmuş hissetmiyordum.
Yetişkinliğin küçük dersleri
O gece bana şunu öğretti: hayat büyük krizlerle değil, küçük belirsizliklerle yoruyor insanı. Kombinin ayarı bile bazen bir iç hesaplaşmaya dönüşebiliyor.
Ve evet, teknik olarak baktığında kombi genelde 50-60 derece arasında olmalıydı. Ama insanın içinde doğru dereceyi bulmak çok daha zor bir şeydi.
O sabah battaniyeyi üzerimden atarken kendime şunu söyledim:
“Bir dahaki sefere daha hızlı çözeceğim.”
Ama biliyordum ki her yeni sorun, bana biraz daha büyüdüğümü hatırlatacaktı.
Ve belki de hayat tam olarak buydu: küçük soruların içinde büyüyen büyük insanlar.
Cugi olarak “Kombi normalde kaç olmalı” konusunda hazırladığımız bu içeriğin beğeninizi kazandığını umuyoruz. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere!