İçeriğe geç

Soğanlı Yaylası kaç rakım ?

Soğanlı Yaylası Kaç Rakım? Kalbimde Kalan Bir Yayla Hikâyesi

Sevgili Cugi ziyaretçileri, bugün “Soğanlı Yaylası kaç rakım” konusunda bilinmesi gerekenleri ele alıyoruz.

Bazı yolculuklar vardır, insan nereye gittiğini bilse bile aslında ne aradığını tam olarak bilemez. Benim Soğanlı Yaylası yolculuğum da böyle başlamıştı. Kayseri’de yaşadığım yıllar boyunca defalarca farklı yerlere gittim, farklı manzaralar gördüm ama bazı yerlerin insanın içinde bıraktığı his bambaşka oluyor. Soğanlı Yaylası kaç rakım? diye merak ettiğim gün, aslında sadece bir yükseklik değerini öğrenmek istemiyordum. İçimde biriken yorgunluktan biraz uzaklaşmak, kendimi yeniden dinlemek istiyordum.

O gün sabah erkenden günlüğümü yanıma aldım. Küçüklüğümden beri yazmak benim için bir alışkanlık değil, neredeyse bir ihtiyaç oldu. Mutlu olduğumda da kırıldığımda da birkaç cümleyle kendime dönmeye çalışırım. O sabah günlüğümün ilk sayfasına şunu yazmıştım:

“Bugün bir yere gitmek istiyorum. Belki de aslında kendime dönmek istiyorum.”

Bilmiyordum ama o gün Soğanlı Yaylası bana sadece güzel bir manzara değil, unutamayacağım birkaç duygu bırakacaktı.

Yola Çıkarken İçimdeki Sessizlik

Kayseri’de şehir hayatının temposu bazen insanı fark ettirmeden yoruyor. Sabah işe yetişme telaşı, kalabalık yollar, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışma hâli… Bir süre sonra insan kendi sesini duyamaz oluyor.

O dönem kendimi biraz kaybolmuş hissediyordum. Hayalini kurduğum bazı şeyler gerçekleşmemişti. Çocukken büyük umutlarla düşündüğüm gelecek, yetişkin olduğumda daha karmaşık görünmeye başlamıştı. Bazen insan dışarıdan iyi görünür ama içinde sürekli bir hesaplaşma yaşar. Ben de öyle bir dönemden geçiyordum.

Soğanlı Yaylası’na gitme fikri aslında birkaç gün önce aklıma düşmüştü. İnternette araştırırken karşıma çıkan ilk sorulardan biri “Soğanlı Yaylası kaç rakım?” olmuştu. Yaklaşık 1500 metre civarında olduğu bilinen bu yaylanın yüksekliği dikkatimi çekmişti. Fakat beni asıl etkileyen rakımı değil, insanların anlattığı huzur duygusuydu.

Bir yerin denizden yüksekliği ölçülebilir ama insana verdiği huzurun ölçüsü yoktur.

Yaylaya İlk Adım Attığım An

Yol boyunca camdan dışarı baktım. Şehirden uzaklaştıkça içimde garip bir hafiflik oluşmaya başladı. Sanki her kilometrede üzerimde taşıdığım bazı düşünceler geride kalıyordu.

Soğanlı Yaylası’na vardığımda ilk hissettiğim şey sessizlikti. Ama bu boş bir sessizlik değildi. İçinde rüzgârın, doğanın ve geçmişten kalan hikâyelerin olduğu bir sessizlikti.

Arabadan indiğimde uzun süre hiçbir şey yapmadan etrafa baktım. Dağların görüntüsü, geniş alanlar ve temiz hava bana uzun zamandır unuttuğum bir şeyi hatırlattı: Bazen durmak gerekiyor.

Günlüğümü çıkardım ve birkaç satır yazdım:

“Bugün kendimi ilk kez uzun zamandır gerçekten dinliyorum.”

O an gözlerimin dolduğunu hatırlıyorum. Mutluluktan mı, geçmişte yaşadığım hayal kırıklıklarından mı bilmiyorum. Belki ikisinden de biraz vardı.

Soğanlı Yaylası’nın Rakımı ve İnsan Hikâyeleri

Soğanlı Yaylası kaç rakım? sorusu çoğu kişi için sadece coğrafi bir bilgi olabilir. Ancak benim için o rakım, başka bir anlam taşıyor artık. Yaklaşık 1500 metre yüksekliğe sahip olan bu yayla, bana insanların bazen fiziksel olarak yükseldikçe iç dünyalarında da farklı bir noktaya ulaşabildiğini düşündürdü.

Yaylada karşılaştığım yaşlı bir amca ile kısa bir sohbet ettim. Elindeki bastonla yavaş yavaş yürüyordu. Bana burada yıllardır yaz aylarını geçirdiğini söyledi. Konuşurken yüzünde sakin bir ifade vardı.

“Şehirde insanlar çok acele ediyor” dedi. “Burada insan ne kadar yaşadığını değil, nasıl yaşadığını düşünüyor.”

Bu cümle günlüğümde en uzun yer verdiğim cümlelerden biri oldu.

Çünkü gerçekten de bazen hayatımız boyunca daha fazla kazanmak, daha hızlı ilerlemek ve daha çok şey yapmak için uğraşıyoruz. Ama sonunda kendimize ayıracak birkaç dakikamız bile kalmıyor.

Küçük Bir Sohbetin Bende Bıraktığı İz

Yaylada biraz daha yürüdükten sonra küçük bir evin önünde oturan bir aile gördüm. Çocuklar koşuyor, büyükler sohbet ediyor, herkes birbirine yardım ediyordu.

Şehirde aynı apartmanda yıllarca yaşayıp komşusunun adını bilmeyen insanlar görüyorum. Kayseri’de günlük hayatımda bile bazen otobüste yan yana oturduğumuz insanların hikâyelerini hiç düşünmeden yolculuk ediyoruz.

Ama burada insanlar birbirlerinin hayatına daha fazla dokunuyordu.

Bir çocuğun gülüşü, yaşlı bir insanın anlattığı anı, bir kadının hazırladığı çayın kokusu… Hepsi küçük ama çok değerli detaylardı.

O anda büyük şehirlerde kaybettiğimiz bazı şeylerin aslında çok basit olduğunu düşündüm. Bir selam vermek, birinin hâlini sormak, birkaç dakika gerçekten dinlemek…

Günlüğümde Kalan En Duygusal Sayfa

Akşamüstü güneş yavaş yavaş inerken biraz yalnız kalmak istedim. Bir kayanın üzerine oturup uzun süre manzarayı izledim.

O gün oraya giderken içimde büyük bir hayal kırıklığı vardı. Bazı beklentilerim gerçekleşmemişti. Kendimi başarısız hissettiğim zamanlar olmuştu. Gelecekle ilgili endişelerim vardı.

Ama orada şunu fark ettim: Hayat her zaman planladığımız gibi ilerlemiyor olabilir, fakat bu her şeyin bittiği anlamına gelmiyor.

Günlüğüme şu cümleyi yazdım:

“Belki de kaybettiklerimi düşünmek yerine hâlâ sahip olduklarıma bakmayı öğrenmeliyim.”

Bu cümle benim için sıradan bir söz değildi. Çünkü uzun zamandır kendime karşı çok sert davranıyordum. Sürekli daha iyisini yapmam gerektiğini düşünüyor, bulunduğum anın değerini unutuyordum.

Bir Yaylanın Bana Öğrettiği Umut

Soğanlı Yaylası’ndan dönerken aynı kişi değildim. Hayatım tamamen değişmedi, sorunlarım bir anda ortadan kalkmadı. Ertesi gün yine günlük işlerime döndüm.

Ama içimde küçük bir değişiklik vardı.

Artık bazı şeyleri daha sakin karşılamaya başlamıştım. Her cevabı hemen bulmak zorunda olmadığımı anlamıştım. Bazen sadece biraz uzaklaşmak, nefes almak ve kendini dinlemek bile insanı toparlayabiliyormuş.

Soğanlı Yaylası kaç rakım? sorusunun cevabını artık sadece bir sayı olarak görmüyorum. Benim için o yükseklik, bir yolculuğun başlangıcı ve içimde yeniden filizlenen umudun sembolü oldu.

Soğanlı Yaylası’ndan Dönen Bir İnsan

Hayatta bazı yerler vardır, oradan ayrıldığınızda geride sadece fotoğraflar kalmaz. Yanınızda taşıdığınız yeni düşünceler, farklı bakış açıları ve unutamayacağınız duygular olur.

Soğanlı Yaylası benim için böyle bir yer oldu.

Kayseri’deki hayatıma geri döndüğümde günlüğümü açıp o günü tekrar tekrar okudum. Yazdığım cümlelerde kendimi yeniden buldum.

Belki bir gün yine o yaylaya gideceğim. Belki aynı manzaraya tekrar bakacağım. Ama biliyorum ki o günkü ben ile bugünkü ben arasında fark olacak.

Çünkü bazı yolculuklar kilometrelerle değil, insanın içinde bıraktığı izlerle ölçülür.

Soğanlı Yaylası’nın yüksekliği yaklaşık 1500 metre olabilir. Fakat benim hafızamdaki yeri, rakamlarla anlatılamayacak kadar yüksek.

“Soğanlı Yaylası kaç rakım” konusunda merak ettiklerinizi bu yazımızda ele almaya çalıştık. Cugi okurları için daha fazlası yolda!

İlgili Yazımız: Türkiye Barolar Birliği Başkanı kaç yıl görev yapar ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://forum.net.tc https://framar.com.tr https://dipu.com.tr Sitemap
vdcasinogir.net