“Öyle Kolaysa Kaç Yılında Çıktı?” ve Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet
“Öyle kolaysa kaç yılında çıktı?” ifadesi, günümüzün hızla değişen toplum yapısında, insanların başarı ve zorluklar konusunda birbirlerini değerlendirdiği bir soru haline geldi. Bu soruya yalnızca tarihsel bir bağlamda değil, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden de bakmak önemli. Bu yazıda, sokakta, toplu taşımada ve işyerinde karşılaştığımız farklı toplumsal kesimlerin, “Öyle kolaysa kaç yılında çıktı?” sorusunun nasıl farklı algılandığını ve bunun toplumsal dinamiklerle olan ilişkisini tartışacağım.
Toplumsal Cinsiyet ve Başarı Beklentileri
Toplum, genellikle başarının kolayca elde edilebileceğini, özellikle de toplumsal normlara ve cinsiyet rollerine uyan bireyler için herhangi bir engel olmadığını varsayar. Ancak, bu yaklaşımın ardında ciddi toplumsal eşitsizlikler gizlidir. Kadınlar, toplumsal olarak genellikle daha fazla engelle karşı karşıya kalırken, bu engellerin görünür ve görünmez birçok yüzü vardır.
Bir gün, İstanbul’da toplu taşımada bir kadınla sohbet ediyorum. O, çok başarılı bir iş kadını olmasına rağmen, işyerindeki erkeklerden her zaman daha fazla çalışması gerektiğini hissediyor. Çünkü, toplumun ona yüklediği beklentiler, erkek meslektaşlarına göre daha farklı. “Öyle kolaysa kaç yılında çıktı?” sorusu, onun için hem bir eleştiri hem de bir çağrıdır. Kadınların yaşamlarında, başarıyı elde etmenin ve var olmanın ne kadar zor olduğunu toplumsal cinsiyet bağlamında anlamak gerekiyor. Kadınlar, her gün daha fazla mücadele etmek zorunda bırakılıyor; bu da “başarı”nın zorluk derecesini değiştiriyor.
Çeşitlilik ve Toplumun Farklı Yüzleri
Toplumsal çeşitlilik, sadece cinsiyetle sınırlı değildir. Çeşitli etnik kimlikler, sınıf farklılıkları, engellilik durumu gibi faktörler de “başarı” ve “kolaylık” anlayışını etkiler. Birçok düşük gelirli veya etnik azınlık grubundan gelen insanlar için “başarı”ya ulaşmak çok daha zorlayıcıdır.
Sivil toplum kuruluşunda çalışırken, özellikle toplumun dezavantajlı kesimlerinden gelen bireylerle sıkça iletişim halindeyim. Bir gün, bir grup gençle sohbet ederken, onlardan biri bana şöyle demişti: “Herkes başarıya ulaşmanın kolay olduğundan bahsediyor ama hiç kimse bizim gibi insanların karşılaştığı zorluklardan bahsetmiyor.” Bu söz, “Öyle kolaysa kaç yılında çıktı?” sorusunun derinliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Toplumsal çeşitlilik, sadece yaşam standartlarına değil, aynı zamanda insanların başarılara ulaşma yollarına da etki ediyor. İstanbul’da, mahallemizdeki farklı sosyal grupların yaşadığı zorlukları gözlemlemek, bu çeşitliliği anlamamı sağlıyor. Özellikle düşük gelirli mahallelerde yaşayan bireyler için, eğitim, sağlık, barınma gibi temel haklara erişim, başarıya ulaşmayı daha da zorlaştırıyor.
Sosyal Adalet ve Eşitsiz Başarı
Sosyal adalet, “başarı”yı elde etmek için eşit fırsatlar yaratılmasını gerektirir. Ancak İstanbul gibi büyük şehirlerde, bu fırsatlar genellikle yalnızca belirli gruplara sunuluyor. İşyerinde, sokakta veya toplu taşımada bazen bu eşitsizliğin ne kadar derin olduğunu gözlemliyorum. Özellikle işyerlerinde, düşük maaşlarla çalışan ve uzun saatler boyunca ağır işlerde çalışan bireylerin, “Öyle kolaysa kaç yılında çıktı?” sorusuna daha az cevap verebildiğini görüyorum. Bu bireyler için başarı, hayatlarının normal bir parçası haline gelmiş olan zorluklarla mücadele etmeyi gerektiriyor.
Bir diğer örnek ise, farklı engellilik durumuna sahip bireylerin yaşadığı zorluklar. Toplu taşımada, engelli bireylerin karşılaştığı engelleri sıkça gözlemliyorum. Bir engelli birey, toplu taşımada ulaşım sağlamakta zorlanırken, “Öyle kolaysa kaç yılında çıktı?” sorusu, onun için aslında bir eleştiri değil, bir isyan haline geliyor. Toplumun ona sunduğu fırsatlar, kısıtlı ve bazen yok sayılıyor. Bu da başarıyı elde etmenin ne kadar zor olduğunu gösteriyor.
İstanbul’da Başarı ve Kolaylık Arasındaki Fark
İstanbul’un kalabalık sokaklarında, her gün birçok farklı insanla karşılaşıyorum. Bu karşılaşmalar, “Öyle kolaysa kaç yılında çıktı?” sorusunun ne kadar farklı yorumlanabileceğini gösteriyor. Zengin ve fakir, işçi ve işveren, genç ve yaşlı arasındaki ayrımlar, başarıya giden yolda herkesin karşılaştığı engelleri farklılaştırıyor. Bir iş yerinde üst düzey bir pozisyonda çalışan birinin başarıyı “kolay” bulması, aynı başarıyı elde etmek için büyük mücadeleler veren bir düşük gelirli çalışan için çok farklı bir anlam taşıyor.
Toplu taşımada, her gün gördüğüm farklı insan profilleri, bu sosyal adaletsizlikleri somut hale getiriyor. Örneğin, sabah işe gitmek için otobüse binen bir kadın, yol boyunca sadece işyerine değil, aynı zamanda toplumda daha fazla kabul edilmek için de bir mücadele veriyor. İstanbul’un sokaklarında, “Öyle kolaysa kaç yılında çıktı?” sorusu, bazen onun mücadelesine bir cevaptan çok, toplumsal yapının ona sunduğu eşitsizliği vurgulayan bir eleştiri haline geliyor.
Sonuç: Başarı ve Kolaylık Arasındaki Denge
Sonuç olarak, “Öyle kolaysa kaç yılında çıktı?” sorusu, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet kavramlarıyla doğrudan ilişkilidir. Her birey için başarı, farklı koşullar altında elde edilen bir hedefken, bazıları için bu yol çok daha zorlayıcı ve karmaşık olabilir. Toplum olarak, bu farklılıkları kabul etmek ve herkes için eşit fırsatlar yaratmak, sosyal adaletin sağlanması açısından önemlidir. Başarı, bazen kolaymış gibi görünebilir, ancak her bireyin yolculuğu, toplumsal yapının ona sunduğu olanaklarla şekillenir.